Çoktandır sohbet videosu yayınlamıyorduk Kırkıncı Hoca'mın Haşir Risalesi sohbetiyle kaldığımız yerden devam edelim.Lütfen sohbetle ilgili görüşleriniz yorumlarınızı yapın.

Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz;
sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz biliyorsun. Nasıl oluyor ki: Nihayet derecede
muntazam şu memleket Hâkimsiz olur? Ve bu kadar çok servet ki, her saatte bir
şimendifer gaibden gelir gibi kıymetdar, musanna mallarla dolu gelir. Burada
dökülüyor gidiyor. Nasıl sahipsiz olur? Ve her yerde görünen ilânnâmeler ve
beyannâmeler ve her mal üstünde görünen turra sikkeler, damgalar ve her köşesinde
sallanan bayraklar nasıl maliksiz olabilir? Sen anlaşılıyor ki, bir parça firengî
okumuşsun. Bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun. Hem de bilenden sormuyorsun. İşte
gel, en büyük fermanı sana okuyacağım.... Bak, mükerrer va'dediyor ve şiddetli
tehdid ediyor ki: "Sizleri oradan alıp, makarr-ı
saltanatıma getireceğim ve mutîleri mes'ûd, âsîleri mahbus edeceğim. O muvakkat
yeri harab edip, müebbed sarayları, zindanları hâvi diğer bir memleket kuracağım"

GÖZ görme âleti, akıl ise anlama âletidir. Gözün, güneşe muhtaç olması gibi, akıl da hakikatları görmekte Kur’ân’a muhtaçtır.
Bir kimse, benim gözüm var, o halde güneşe ne ihtiyacım olacak? dese ve
karanlıkta görmeye çabalasa gözünü bir çiviye çarpıp kör edebilir.
Aynen bunun gibi, Kur’ân nurundan gaflet ederek hakikat arayan akıl da kendini yaralayabilir ve öldürebilir.
İlkokula giden bir talebe, ilim öğrenebilmek için, hocanın A dediğine
A, B dediğine ise B demeye mecburdur. Bir talebe, ben hocanın her
dediğini kabul ettikten sonra bendeki aklın ne hükmü kalıyor? Gibi
bâtıl bir fikirle aklını anlama âleti olmaktan çıkarıp itiraz âleti
haline soksa, bu talebe okuldan diploma yerine belge alacak ve
cehaletten kurtulamayacaktır.
Bu âleme nereden geldiğimiz, bu dünyadaki vazifemizin ne olduğu ve bu
dünyadan sonra nereye gideceğimiz gibi hususlarda, bütün akıllar mezkûr
ilkokul talebesinin aklı gibidir.
Bu mes’eleler, mücerred akılla
tartılmayacak kadar azîm ve insan hayâlinin avlayamayacağı kadar
geniştir.
İstisnasız olarak bütün insanlar bu âleme iradeleri haricinde
geldiklerinden ve bu âlemden gidişleri de yine kendi ihtiyârları
dışında cereyan ettiğinden, hiçbir kimse yukarıda bahsedilen
mes’eleleri, Kur’ân hakikatlarına göz kapayarak kendi aklına göre izah
edemez.
Mehmed Kırkıncı