
Dünyaya canlı olarak gelip de vefat eden her çocuğun gerekli olan
techiz ü tekfin işleri yapılır, sonra da cenaze namazı kılınır. Cenaze
üzerine namaz kılmanın sevabı sadece cenazeye ait değildir.
Cenaze namazı cenaze hakkında bir duadır ve bu vazife, aynı zamanda
müminler için de sevaba medar bir farz-ı kifayedir. Ayrıca üzerine
namaz kılınan kimsenin yakınlarına da hem bir sevab hem de tesellidir.
Şimdi kısaca birer birer bu hususlar üzerinde duralım:
Evvela, cenaze namazı bir duadır. Cenaze namazı ile hem Cenab-ı Hakk'a
hamd ü sena edilmekte, hem Efendimiz'e salât ü selam getirilmekte, hem
de cenazeye dua edilmektedir. Bu yönü itibarıyla da cenaze namazı bir
mümin için tıpkı sair namazlar gibi bir vazifedir. Ancak kifâyeten
(müminlerden bazılarının yapmasıyla diğerlerinin üzerinden sorumluluğun
kalktığı bir ibadet) her müminin üzerine terettüp eden bir vazifedir.
Farz-ı kifâye olarak bu vazifeyi eda eden insan asgari bir vacip sevabı
kazanır. Sâniyen, vefat eden, bir çocuk ise bu çocuğun büluğa ereceği
ana kadar yaptığı sevap ve hasenat, mümin iseler ve liyakatleri varsa o
çocuğun ebeveynine râci olur. Bu durumda bir çocuk musalla taşına
konulup dua edildiğinde yapılan dualar ebeveynin hasenat defterine de
geçer ve şayet onlar, azapta iseler azapları hafifleyebilir; azaptan
kurtulup halas olmuş iseler, bu dua onların cennette makamlarının
yükselmesine vesile olabilir.
Sâlisen, o çocuk cennette anne ve babasının nurlu bir gilmanı olarak
kucaklarında, onlara orada da çocuk sevgisini tattırmak için farklı bir
rahmet dalga boyu sayılabilir. Evet, bir nokta-i nazara göre, burada
büluğ çağına ermeden vefat edenler, cennette anne ve babalarına
çocukluk zevkini duyurmak ve tattırmak için orada da çocuk olarak
haşrolacaklar; anne ve babaları orada onları kucaklarına alacak,
sevecek ve çocuk sevme zevkini oranın enginliğine göre duyacaklardır.
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in çocukla alakalı yapılan
duada, "Allah'ım! Bunu benim için bir zâd-ı ahiret yap!" şeklinde bir
ta'limi vardır ki, bu ilave yaşlılar için yapılan duada yoktur. Bu
dualar, çocuğun nuraniyetine, orada daha sevimli olmasına, hatta anne
ve babasına şefaat etmesine imâlar ve işaretler sayılabilirler. Nitekim
bu mevzuda hasen derecede bir hadis-i şerifte, mahşerde, mümin anne ve
baba cürümlerinden ötürü cehenneme sevk edilirken, çocuğun anne ve
babasının eteğinden tutup onun cehenneme gitmesine mani olmaya
çalışacağı rivayet edilmektedir. Yine Buhari, Müslim ve Ebu Davud'un
süneninde geçen bir hadis-i şerifte, "Mümin anne ve baba bir rivayette
iki, diğer bir rivayette üç çocuğunu kaybederse cehennemin kapıları
onlara kapanır," buyurulmaktadır. (Mümin olmak ne güzel bir şey!
Çocuklar bile ona şefaatçi oluyor.)
Cenab-ı Hakk rüşde ermeden ahirete irtihal eden evlatları, anne ve babaları hakkında zâd-ı ahiret ve şefaatçi kılsın!
Fethullah GÜLEN