Nurdersleri.Net e Hoşgeldiniz

Bismillah Her Hayrın Başıdır …

bbc_worldservice_banner_557

Hulusi Yahyagil Abinin Vefat ETmeden Önceki Son Görüntüleri (VİDEO)



Üstad hazretlerinin talebesi Emekli Albay merhum Hulusi YAHYAGİL .


 

 1895 Elazığ Harput'ta doğmuştur.Birinci Dünya Savaşında,
Kafkas ve Çanakkale savaşlarında bulunmuştur.1950 yılında Albay rütbesi emekliye ayrıldı.Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin ilk talebelerindendir.25 Temmuz 1986 da Elazığ da Hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Üstad hazretleri, Barla Mektupları isimli eserde Merhum Hulusi YAHYAGİL 'e hitaben''Hulusi Bey'e Hitabdır'' başlığı altında yazılan mektupda şunları söylüyor....
  

 

işte o video....

 

 

 '' Ben Sözler'i yazarken, ihtiyarsız olarak ekser temsilat,şuunatı askeriye nevinden zuhur ediyordu.Ben hayret ediyordum.Neden böyle yazıyorum,sebebini bilmiyordum.Sonra hatırıma geldi ki : belki istikbâlde şu Sözler'i hakkıyla anlayacak,kabul edip hırz-ı cân edecek,en mühim talebeler askeriyeden yetişecek.Onun için böyle yazmaya mecbur oluyorum,düşünüp o kahraman askerleri bekliyordum.İşte mağrur olma,şükret;sen o askerlerden bahtiyar birisin ki,evvel yetiştin''

Hulusi Bey Üstadının derslerinde bulunduğu sırada, Üstad kendisine şöyle hitap ediyordu:''Ben Türk Ordusunun aleyhinde bulunmam!Çünki bu Türk Ordusu Birinci Cihan Harbinde,Allah ve vatan yolunda bir milyon şehid vermiştir.!''

 

Yine Üstad hazretleri Barla Lahikası sayfa 164 de bizzat Hulusi YAHYAGİL için,    ''Nurun eskiden beri hiç sarsılmayan muhlis bir kahramanı elbette dünyanın geçici,kıymetsiz,fani vaziyetleri karşısında telaş etmez,mağlup olmaz inşaallah'' buyurmaktadır.

  • 2248785836_a86626a972_o
  • Yorumları Oku



  • Bediüzzaman'ın Talebesimisiniz


     

     

     

    Kendinizi Bediüzzaman'ın öğrencisi (talebesi) olarak mı, yoksa Bediüzzaman'dan etkilenen bir alim - aydın olarak mı görüyorsunuz?

    Bir tevazu gösterisi olarak değil, fakat kalbimin ve ruhumun bir sesi olarak ifade etmem gerekirse, kendimi, bazılarının mutlaka insanları bir yere koymak için yaptıkları sınıflama çerçevesi içinde ne bir "aydın-alim" olarak gördüm, ne de daha başka bir ad, ünvan veya fonksiyonun sahibi olarak telakki ettim.

    Esasen bu türden değerlendirmeler, insanı her şeyden önce kalbi, ruhu, duyguları ve daha iç fakülteleriyle sarıp sarmalayan ve bir tatma, yaşama, tecrübe etme meselesi olan İslam'ı, dini, ana özelliği gereği daha çok görüntüleriyle ele alan ve ilahi bir vahiy olmaktan çok, insan ürünü bir sistem olarak gören modern sosyolojik kalıplara dayanmaktadır. Evet, kendimi herhangi bir ad, ünvan ve fonksiyonun insanı olarak görmediğim gibi, Bediüzzaman'a talebe olabilmeyi, o şerefi elde edebilmeyi cana minnet bildiğimi de arzetmek isterim.

    Bediüzzaman, benim değerlendirip kabul etmem bir mana ifade edecekse, çağın en büyük mütefekkiri, İslam'ın ve insanlığın dertleriyle muzdarip çilekeş bir aksiyon insanı, hayatını gayesine adamış bir ilim, mana, iffet, istiğna ve hizmet kahramanıdır.

    Fikirleri, hizmet metodu, yaşayışı, hemen herkes gibi, beni de derinden etkilemiştir. Bu etkilenme içinde, dinime ve milletime yararlı bir şeyler ortaya koyabilme niyet ve gayreti dışında bir sermayemin olduğunu söyleyemem.

    Eğer zat-ı aliniz veya daha başkaları bunu Bediüzzaman'a talebe olmak gibi çok yüksek bir paye ile ifade edecekseniz, bunu sadece bir hüsn-ü zannın verdiği en büyük bir makam olarak kabul ederim.....

    Kaynak: Milliyet, Hakan Yavuz, Fethullah Gülen'le Devletçilik Üzerine Röportaj, 11 Ağustos 1997 Teşekkürler

  • 2248785836_a86626a972_o
  • Yorumları Oku



  • <<Önceki Sayfa |2/ 63|Sonraki Sayfa>>

    Nur-Dersleri.Net Üyelik

    Üye Olmak İçin Mail Adresini Yaz:

    çıkan panelde harfleri yaz-Mail adresine gelen onay adresine tıkla üyeliğin tamam.Teşekkürler FeedBurner

    Son Yorumlar


    Tavsiye Ediyoruz


    Web Stats counter